« Sonraki |

Image Hosted by ImageShack.us

13/6/2009

Kahvenin Faydaları


Yapılan araştırmalar şaşırtıcı bir şekilde kahvenin iyi bir antioksidan kaynağı olduğu ortaya çıktı.

Aslında antioksidan içeren besinler içerisinde listenin en başında kahve geliyor. Bununla beraber işlenmiş kahve, işlenme süreci sırasında içeriğindeki antioksidan değerlerini kaybetmiyor.

Kardiyovasküler hastalıkların, kanserin ve diyabetin de içinde bulunduğu kronik bazı hastalıklardan kaçınmanın en iyi yollarından biri antioksidanlar açısından zengin bir beslenme düzenine sahip olmaktır. Ama ne yazık ki bir çoğumuz antioksidan değerleri açısından çok zengin olan sebze ve meyvelerden yeteri kadar tüketmiyoruz.

KAHVE ANTİOKSİDAN AÇISINDAN ZENGİN
Öyleyse antioksidanları başka hangi yiyecek içeceklerden alıyoruz tahmin edebilir misiniz? Kahveden hoşlanıyorsanız yalnız değilsiniz. Yapılan istatistiksel araştırmalarda Amerika nüfusunun yüzde 54'ten fazlasının her gün kahve içtiğini gösteriyor. Bu oranla beraber Almanya, Avusturya ve Finlandiya da ise günde iki kahve veya daha fazla içildiği belirtiliyor.

Kahve tüketimi ile ilgili yararlar çok çeşitli olabilir. Bu konuda yapılan derin araştırmalar daha henüz başlarda bile olsa, kahve tüketiminin sağlıklı getirileri olduğunun belirtileri ortaya çıkmaya başlıyor.

KAHVENİN BAZI YARARLARI
Parkinson Hastalığı riskinin azalması : Yapılan bir araştırmada günde bir fincan kahve içen erkeklerin parkinson hastalığı riskinin yüzde 40'a varan oranlarda azaldığı ortaya çıkarılmıştır. Bununla beraber menopoz sonrası ostrojen terapisi gören kadınlarda kahve tüketimi Parkinson Hastalığı riskini arttırmaktadır.

Tip 2 Diyabet riskinin azalması: Bunun olması aşırı kahve tüketimi sonrasında meydana gelmektedir. Bu ise sağlık açısından önerilen bir durum değildir. Çok fazla kahve tüketmenin getirdiği riskler bu yararın önüne geçmektedir ve aşırı kahve tüketiminden kaçınılmalıdır.

Karaciğer kanseri riskinin azalması: Kahve tüketmek özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Siroz, karaciğerin iltihaplanıp yara oluşumuna neden olan bir çeşit karaciğer hastalığıdır. Eğer kahvenin sağlıklı yararları varsa da bunların nereden geldiği net olarak bilinmemektedir. Kahve sadece antioksidanlar içermez, aynı zamanda kafein ve daha araştırılmamış diğer bileşenleri de içerir.

Kahvenin içinde bir çok uyarıcı var. Filtre edilmemiş kahve kan yağlarının değerlerini arttırabilir, aşırı kafein tüketimi ise kafeine karşı hassas kişilerde sorunlar yaratabilir. Bir fincan kahvede 72 ile 130 miligram arasında kafein bulunmakta. Bu oran kahve çekirdeğinin çeşidine ve pişirilme yollarına göre değişkenlik kazanmakta.


5/10/2008

Güne Zinde Başlamak İçin...

Güne zinde başlamak için en etkili yol, karbonhidrat açısından zengin bir kahvaltı ve sabah sporu. Sabah kalktığınızda önce güzel ama hafif bir kahvaltı yapın. Enerjinizi tekrar kazanmak için önce sağlıklı bir şeyler yiyin. Aksi takdirde vücudunuz, yağ depolarına saldıracaktır. Dolayısıyla kahvaltı yapmadan egzersize başlayan, hele bir de işe gitmeye kalkışan kişiler bütün bir gün boyunca istediği başarıyı elde edemez. İşinize konsantre olmada zorlanmamak ve daha zinde bir gün geçirmek için güzel bir kahvaltıdan ve egzersizden daha kolay ne olabilir ki?

Uzmanların belirttiğine göre, en ideal kahvaltı, karbonhidrat açısından zengini olanı. Örneğin mısır gevreği, yulaf, meyve veya kepek ekmeğiyle yapılmış bir sandviç yiyebilirsiniz. Bu arada yeterince sıvı tüketmeyi de unutmayın. Gerçi bilimsel olarak sebebi açıklanamasa da, sabahları su ihtiyacımız, günün diğer saatleri kadar fazla olmuyor. Ancak vücut, sabahları beyne, suya ihtiyaç duyduğu sinyalini göndermediği için yeterince sıvı tüketmiyoruz. ‘Sıvı’dan kastımız sadece kahve veya çay değil. Ayılmak için bir bardak çaya ya da bir fincan kahveye hayır demeyiz, ama tüm sıvı ihtiyacınızı da bunlardan karşılamaya kalkmayın. Bu tür içecekler yerine meyve suları ya da soda için. Bitkisel çaylar da uzmanların önerdiği içecekler arasında yer alıyor.

Uzmanlar, sabahları yapılacak egzersizlerin de, kalp ve dolaşım sistemini aktive ederken metabolizmayı da güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlar ayrıca, egzersiz yapmanın, günün zorluklarına karşı daha da hazırlıklı olmayı sağladığını kaydediyor.

Özellikle uyuşukluktan ya da çok yatmaktan dolayı oluşan sırt ağrılarından şikayetçi olanların, sabah jimnastiğiyle daha dinamik olacağını ve şikayetlerinden kurtulacaklarını vurgulayan uzmanlar, “Çünkü sabah jimnastiği aynı zamanda kas ve eklemleri de harekete geçiriyor” diyorlar.

15/5/2008

Rujlar ve Kanser

cok dikkatli olmak gerek, kursun gercek bir zehir,
tavsiye edilen; kesinlikle kalici ruj KULLANMAMAK....
kanser riskli rujlar (Biz  denedik. Sebastian da hic renk degismedi test gerçekten dogru. ama asagidakii markalara ek yapilabilir anladigim kadariyla Dikkat..Iste size rujunuzda kursun bulunup bulunmadigini incelemenin yolu.. Okumaya devam ediniz. Kursun, kansere yol acan bir kimyasaldir. Kursun iceren markalar:

1. CHRISTIAN DIOR
2. LANCOME
3. CLINIQUE
4. Y.S.L
5. ESTEE LAUDER
6. SHISEIDO
7. RED EARTH (Lip Gloss)
8. CHANEL (Lip Conditioner)
9. Market America-Motives lipstick

Kursun icerigi arttikca kanser riski de artar. Y.S.L rujlarinin en cok kursun iceren ruj oldugu saptanmistir. Ozellikle kalici rujlara dikkat ediniz.Nedeni kursunun miktaridir. Iste size kendi kendinize uygulayabileceginiz bir test:

1. Elinize biraz ruj surunuz.
2. 24-14 ayar altin bir yuzugu ruja surtunuz.
3. Icinde kursun var ise rujun rengi siyaha doner.
Korkunc ama gercek, gercekten simsiyah oluyor..
Lutfen bu bilgileri tum hanim arkadaslariniza gonderiniz

Ali T. ORTAÇ
 
Arkadaşlar gerçekten 2 sn lik bir test lütfen deneyin ben biraz önce 3 ruj üzerinde denedim.
Avon-color trend (Cansu Dere'nin reklamını yaptığı seri)
yine Avon (pırıltılı ruj serisi)
ve
Loreal Glam shine serisi (fırçalı likit olmayanı)
sonuç inanılır gibi değil color trend serisindeki ruj bir kaç saniye içerisinde elimin üzerinde simsiyah oldu ve çıkmıyor.Cansu Dere'nin kendi üzerinde (!)reklamını yaptığı(!)
 
Öte yandan loreal rujumun rengi ve Avon'un farklı bir serisinden olan rujların rengi olduğu gibi kaldı....
diğer markalardakileri de denedikçe yazıcam
sizde deneyin!!!

5/4/2008

Her İşin Başı Sağlık...

bu söz bugünlerde çokça beynimin içinde yankılıanmaya başladı...

25 martta içimden geçenleri sizlerle paylaşmıştım, moralden bahsetmiştim, yazımın linkide burda

http://berraksu1.blogcu.com/11844141/ 

ama zaman ilerledikçe, iyi ya da kötü hiç bir tanı konamayınca o dirayet sarsılmaya başlıyor ne yazık ki:(

''hiç birşey olmaya bilir ama bunun tam terside olabilir.Önemli bir olgu...''

bu koşturmaca lütfen çabuk bitsin Allahım, ve iyi haberle tekrar ışığa döneyim.buna ihtiyacım var

31/3/2008

DİŞ BEYAZLATMA NEDİR?

Diş minesi ve dentinde oluşan renklenmeyi, temizleyen bir ağartma işlemidir. Sistem, hastaya özel hazırlanan bir diş plağı içine konan jel'in gece uyurken dişe uygulanmasından ibarettir.

Diş Renklenmesinin Nedeni Nedir?

Çeşitli nedenleri olabilir. En yaygın olarak;

  • Yaşlılık
  • Kahve
  • Çay, kola
  • Sigara
  • Çarpma
  • Bazı antibiyotikler (tetrasiklin)
  • Fazla florid kullanımı
  • Sinir dejenerasyonu
  • Eski kaplamalar


Diş Beyazlatma Yönteminden Kimler Yararlanabilir?

Hamile ve loğusalar dışında hemen hemen herkes. Diş doktoru tam bir ağız muayenesi ile işleme uygun olup olmadığınızı belirleyebilir. Diş beyazlatma işlemi sağlıklı, tedavi görmemiş dişlere sahip ve daha beyaz ve parlak bir gülümseme edinmek isteyen kişiler için idealdir.

Yöntem Güvenli midir?

Araştırmalara göre diş doktoru gözetiminde yapılan diş beyazlatma dişler ve diş etleri için zararsızdır.

Sistem Nasıl Etki Ediyor?

Jel ağzınıza özel hazırlanmış ince bir diş plağı içine konuyor. Jelin içindeki aktif maddelerin ayrışması sonucu açığa çıkan oksijen, diş minesi ve dentine girerek lekeli bölgeleri ağartır. Dişin yapısı bozulmaz, sadece rengi açılır.
Hastaya özel dişlik hazırlanır. Yatmadan önce hasta dişliğe jeli koyar. Dişlik, ağıza yerleştirilir. Daha sonra yatılır. Sabah kalkınca dişler fırçalanır.

Herhangi Bir Yan Etkisi Var mı?

Bazı kişiler, dişlerinde soğuğa karşı hassasiyet olduğunu belirtmiştir. Diğer bir grup ise, diş ve dişetinde geçici hassasiyetten söz etmiştir. Tüm bu belirtiler tedavinin kesilmesinden veya tamamlanmasından sonraki 1-3 gün içerisinde tamamen ortadan kalkar.

Uygulama Süresi Ne Kadardır?

Kişiye bağlı olarak genellikle sonuç 3 seansta alınmaktadır. Ancak ağır renklenmelerde sonuç daha fazla seansta alınabilir.

Uygulamanın Bitiminden Sonra Beyazlık Ne Kadar Kalıcıdır?

Dişler her zamankinden daha beyaz olacaktır. Ancak bazı ağır lekelenmeye maruz kalmaya devam eden hastalar 6 ayda bir defa 1-2 gecelik yenilemeye ihtiyaç duyabilirler.

30/3/2008

Mevsimine göre sağlık


 Hayatımızı takvimlere göre düzenliyoruz. Tatillerin ne zaman başlayıp, ne zaman sona ereceği, önemli günler, kısacası günlük hayatımızla ilgili her şeyi takvimlerde bulabiliyoruz. Ancak bir de sağlık takvimine ihtiyacımız var. İşte size, yılın 12 ayında sağlığınızı korumak için neler yapmanız gerektiğini anlatan bir başucu takvimi!

OCAK

Yılın ilk ayı. Başka bir deyişle yeni başlangıçlar yapmanın, önemli kararları uygulamaya başlamanın tam zamanı. Hadi, siz de kesin kararınızı verin ve sigara içmekten vazgeçin. Son zamanlarda tüm dünyada sigaraya karşı etkili bir kampanyanın sürdürüldüğünü biliyoruz. Gelin bu kampanyaya kulaklarınızı tıkamayın.

Ocak ayı, sigarayı bırakmak için yılın en uygun, en anlamlı dönemi. Yapılan araştırmalar, ocak ayında sigaradan vazgeçmeye karar verenlerin bu girişimlerinde çok başarılı olduklarını gösterdi. İster ocak ayının kerameti deyin, ister yeni bir başlangıç yapmanın kararlılığı deyin, ama ortada bir gerçek var: Ocak ayında sigaraya veda edenler, bir daha ellerine sigara almıyorlar.

 

Bu arada sigara dumanıyla gözgözü görmez hale gelmiş kapalı salonlardan, barlardan da uzak durun. Tabii bu ay, soğukalgınlıklarına karşı da tedbirli olmanız gerekiyor. C vitamini takviyesini sakın unutmayın. Her sabah bir bardak portakal suyu içmeyi alışkanlık haline getirin. Ocak ayının sağlık takviminde, sağlığınızı korumaya daha fazla özen göstermeniz vurgulanıyor.

ŞUBAT

‘Cüce Şubat’ın ne gibi sürprizler yapacağı belli olmaz. Ülkemizde genellikle soğuklar, şubat ayında şiddetlenir. Biraz da ilkbahara duyulan özlemin verdiği sabırsızlıkla, şubatı biran önce atlatmak isteriz.

Mutlaka farketmişsinizdir, kış aylarında daha çok acıkırız ve karnımızı doyurmamız daha zor olur. Vücut, daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğu için, bu dönemde sindirimi zor olsa da tok tutan yiyeceklere ağırlık verilir. Özellikle karbohidrat içeren besinler sofraları süsler.

Şubatta, şu karbohidratlı besinler meselesini ele alın. Ağır karbohidratlı yiyeceklerden vazgeçin. Tahıl ürünleri, kuru fasulye, mercimek, börülce, nohut gibi yiyecekler, sebve ve meyve ağırlıklı bir beslenme programını uygulayın. Şubat ayında, beslenme alışkanlıklarınızdaki hataları düzeltmeye çalışın. Zararlı karbohidratlardan uzak durmanız, kışı daha sağlıklı atlatmanızı sağlayacak.

MART

Karanlık ve kasvetli kış günlerinden sonra Mart ayında güneşi görmeye başlayacaksınız. ‘Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır’ derler ve Mart güneşine aldanmanın yanlış olduğunu iddia ederler. Mart ayında soğuklar devam etse de, hem günler uzayacak, hem de güneş sık sık gökyüzünden size kendini gösterecek. Bu günleri iyi değerlendirin.

Fırsat buldukça açık havada yürüyüşler yapın. Bahara dinç ve güçlü girmek için mart ayında vücut egzersizlerine ağırlık verin. Kış aylarında istemeden de olsa, belki kilo aldınız. Fazla kilolardan kurtulmak için yılın en uygun dönemindesiniz. Bu ay, bahar yorgunluğuna karşı da hazırlıklı olmalısınız.

NİSAN

Nisan ayı, genellikle yağışlı geçer ama yağmur bulutlarının arasından güneş yüzünü gösterince de yüreğinizi yaşama sevinci sarar. Karamsarlıktan kurtulmanın tam zamanı.

Bu arada bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Mart ayında fazla kilolardan kurtulmayı başarmış olabilirsiniz. Ancak şimdi vücudunuzu dikkatle inceleyin ve bel bölgesinde bir fazlalık olup olmadığını araştırın.

İnce vücutlu olsanız bile belde kalınlaşma, hafif bir göbek vücudunuzda zararlı yağların biriktiğine işarettir. Zararlı yağların bel bölgesinde toplandığı belirtiliyor.

Kanser ve kalp hastalıklarına yakalanma tehlikesinin bir habercisi de bu yağ birikimi. Nisan ayında özellikle bel ve karın jimnastiği yapmanız, beslenme düzeninizi yeniden gözden geçirmeniz gerekiyor.

MAYIS

Cinsel hayatınıza çeki düzen vermek için Mayıs ayını tercih edin. Baharın bu en güzel ayında, yeni aşklara kendinizi hazır hissedebilirsiniz. Cinsel dürtülerin hızlandığı bu dönemde, cinsel hastalıkların da arttığını unutmayın.

Bu ay, kendinizi yenilemek için elinize geçen fırsatları değerlendirin. Bu ayın en önemli sorunları, sindirim sisteminde ortaya çıkabilir.

Gerekirse bir doktora görünüp sindirim sisteminizi rahatlatacak önlemler alabilirsiniz. Eğer geçmişti sindirim sisteminizde sorunlar yaşadınızsa, mayıs ayında bu sorunların tekrar ortaya çıkması ihtimali fazladır. Bu nedenle, daha önce uyguladığınız perhize baş vurmanızda fayda var. Bu ay, sindirim sisteminizi korumaya özellikle çok önem vermelisiniz.

HAZİRAN

Hiç oyalanmadan, vakit kaybetmeden bir sağlık kontrolünden geçin. Tatile çıkmadan önce, bir check-up yaptırmanız gerekiyor. Sağlığına önem veren herkesin, hiç değilse bir doktora görünüp genel bir muayeneden geçmesi gerekiyor.

Tatilinizin zehir olmaması ve de kendinizi göz göre göre hasta etmemeniz için biraz fedakarlık yapmayı göze almak zorundasınız.

Özellikle orta yaşlı kadın ve erkeklerin, yazın nimetlerinden yararlanmaya başlamadoan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeleri gerekiyor. Hemen yüzünüzü buruşturup, kaşlarınızı çatmayın. Sıradan bir check-up için fazla zaman harcamanıza gerek yok. Kan ve idrar tahlili, bir kaç araştırma ile bu mesele halledilir.

TEMMUZ

Tatil döneminin bu en güzel ayında yapmanız gereken ilk iş, cildinizin durumunu kontrol ettirmek olmalı. Deri kanserlerinin özellikle temmuz ayında ortaya çıkması bir rastlantı değil. Yaz sıcaklarının çekiciliğine kapılıp, güneş banyolarını artırınca, bilmeden kendinizi tehlikeye atabilirsiniz. Derinizdeki benler önceleri iyi huylu olabilir, ama birdenbire güneşle temas edince özellikleri değişebilir. Bu ay, lütfen cildinizin bakımına, sağlığına özen gösterin. Aşırı sıcaklarda, kan basıncınızı ölçtürmeyi de ihmal etmeyin. Vücudunuzun susuz kalması ihtimaline karşı önlem alın.

AĞUSTOS

Ağustos sıcaklarında kent içinde kalmak, kalp hastalıkları açısından tehlike yaratabilir. Yaz ortasında, öncelikle ruhsal sağlığınızı korumak için önlemler almalısınız. Yılın bu en sıcak ayında, stresten uzak kalmaya çalışmalısınız. Yaşadığınız çevreden uzakta geçireceğiniz bir kaç gün, sizi rahatlatır. Depresyon, panik atak gibi sorunlar, ağustos ayında ortaya çıkabiliyor. Önceleri ruhsal sorunlar yaşamış olanların da, bu ay çok dikkatli davranmaları öneriliyor.

EYLÜL

Sürekli aynı tempo içinde yaşamanın zararlı etkileri, vücudunuzda da kendini göstermeye başlar. Sonbaharın bu ilk ayında, tıpkı ilkbaharın başlangıcında olduğu gibi açık hava sporlarına ağırlık vermelisiniz. Ama bu ay, daha önce denemediğiniz sporları denemenizde yarar var. Vücudunuzun kasları sürekli aynı hareketleri yapmaktan yorulur. Bu nedenle eylül ayında farklı egzersizler yapmayı deneyin. Joging yapıyorsanız, yürüyüşü deneyin. Tenis oynuyorsanız, bu kez de voleybolu tercih edin. Değişik sporlarla vücudunuzun dinginliğini koruyacaksınız.

EKİM

Ekim ayı, sağlık açısından sonbaharın en tehlikeli dönemidir. Hava serinlemeye hatta soğumaya başladığı için grip, soğuk algınlıkları, bronşit, boğaz ağrıları ve enfeksiyon hastalıkları sırada bekler. Bu hastalıklara yakalanmamak için öncelikle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerekiyor. C vitamini içeren meyve ve sebzeler sofranızdan hiç eksik olmamalı. Bağışıklık sistemini güçlendirici besinlerle kendinizi koruyabilirsiniz. Yeşil ve siyah çayın bağışıklık faydalı olduğunu unutmayın.

KASIM

Sağlığınızla ilgili planlar yapmanın tam zamanı. Sağlık sigortanızı yenileyeceksiniz. Bu arada genel bir sağlık kontrolundan geçmeyi ihmal etmeyin. Hava koşullarındaki değişiklikler, özellikle kalp ve akciğer hastalıklarına davetiye çıkarır. Kışa girmeden önce, sağlık durumunuzun incelenmesi, kış aylarında büyük sorunlarla karşılaşmanızı önleyebilir. Bu arada depresyon riskini de gözardı etmeyin. Vücudunuz değişen hava koşullarına uyum sağlayıncaya kadar, bazı sorunlarla karşılaşmanız kaçınılmaz.

ARALIK

Her şeyden önce strese karşı önlem almalısınız. Kış mevsiminin başında kendinizi aşırı derecede yorgun hissedebilirsiniz. Bu ay, bünyenizi kuvvetlendirmek için vitamin takviyesine ağırlık vermelisiniz. Kış koşullarının pek çok kişinin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Güneşin yüzünü çok seyrek göstermesi, özellikle kadınlarda karamsarlığa neden olur. Bu yüzden soğuk kış günlerinde, güneşi görür görmez kısa süre de olsa açık havada dolaşmalısınız. Sinir sisteminizi kontrolden geçirtmeyi de unutmayın. Kış başında ruh ve beden sağlığınızda önemli değişiklikler yaşayabilirsiniz. Bu nedenle bir sorununuz olunca, zaman kaybetmeden doktorunuza başvurun.

25/3/2008

Vitiligo

 

 

HENÜZ TIP DÜNYASINDA BU RAHATSIZLIĞIN KESİN BİR TEDAVİSİ YOKTUR. denir...
piyasya sürülen çeşitli kremler vesaire....

Vitiligo bir çeşit deri hastalığı deride yer yer meydana gelen renk kaybı.

 

bu hastalıkla geçen sene bu zamanlar tanıştım...

sadece 1hafta sürdü...

konulan teşhis yanlıştı. basit bir mantar rahatsızlığı ''vitiligo'' ile karıştırılmıştı.

tam 1 hafta farklı boyutta yaşadım.

çok okudum, çok araştırdım, okudukça, resimleri gördükçe daha da derine çöktüm....

 


 

Veee geçen 1haftanın sonunda kolumdan alınan parçanın incelenmesiyle yeni bir boyut kazandım.

o 1 hafta süresince kavrayamasamda şu an çok iyi anlıyorum ''MORAL''in yaşamımızda ne kadar önemli bir yeri olduğunu...

ve vitiligo hastalarının neler düşünebildiğini, neler hissedebildiklerini...

 

aradan 1 sene geçti ve ben bu konuya neden geldim, nerden geldim? diye soracak olursanız, bu aralar süregelen yoğun ruh halimden kaynaklandığını söyleyebilirim...

 

sistit şikayetiyle üroloğa gidişim ardından ne olduğunu anlayamadan kadın doğuma sevk edilişim ve sebebini tam olarak bilemediğim- bilinemeyen- bir takım öngörüler...

sıkkın mıyım??

evet gerçekten sıkkınım...

ama ne dedim ''moral'' dedim...bu tecrübeyi yaşadım, hissettim, biliyorum.

herşeyin iyi olacağına inanmak istiyorummm

sevgiler....

2/3/2008

Alkol Ve Madde Bağımlılığı


ALKOL KULLANIMI
Alkolü günümüzde stres atmak, duygudurumumuzu değiştirmek veya eğlenmek için kullanırız. Ergenler de ise merak , özenti ve kendini kanıtlama alkol kullanımında başta önemli nedenlerdir. Bu , arada bir seyrek kullanımlar bir süre sonra sıklaşmaya ve ilerledikçe karşı konulmaz bir alkol tüketimine döner. Bu süreçte kişinin hayatı birçok yönden değişir

MADDE KULLANIMI
Madde kullanımında da alkol kullanımında geçerli olan nedenler aşağı yukarı aynıdır: gevşeme isteği , arkadaş çevresi , stres atma , rahatlama , özenti gibi . Genelde bir kez denemeyle başlar .

Ve madde kullanımı hakkındaki YANLIŞ DÜŞÜNCELER:

“Bir kereden bir şey olmaz ”
“Herkes kullanıyor ”
“Benim iradem güçlüdür bu yüzden bağımlı olmam ”
“İstediğim zaman bırakabilirim ” tarzı düşünceler bağımlılığa dönüşmesine yol açar.

Uzun süreli alkol ve madde kullanımıyla görülen olumsuz değişimler:
Ailesi ve sosyal çevresiyle ilişkileri bozulur ya da çevresi sadece kendisi gibi alkol ve madde kullananlardan oluşur.
İş hayatı bozulur ; ekonomik sıkıntılar yaşamaya başlar
Duygusal çökkünlük hali yaşanmaya başlanır.
Cinsel hayatta sorunlar baş gösterir.
Kültürel , sanatsal , sportif faaliyetlere katılamaz .
Saldırgan davranışlar görülür.
İntihar düşünceleri veya teşebbüsleri bulunur.
Yanında eşlik eden başka madde kullanımları olabilir.
Tabi bunların yanında birçok sağlık problemi de kendisini gösterir.

Alkol ve Madde Bağımlılığı Nasıl Oluşur?
İlk olarak böyle merak veya özentiyle başlar. Daha sonra ‘zevk’ için ara sıra kullanır ama kişiye göre hala bırakabileceğini düşünür. Giderek daha fazla vaktini madde ile geçirir. Artık sadece ‘zevk almak’ için değil üzüldüğü zamanlarda da maddeye başvurur. Bir süre sonra madde almadığı zaman ortaya çıkan yoksunluk belirtilerini yok etmek için almaya devam eder.Bağımlı olduğunda da artık ‘zevk almak’ için değil ‘normal’ hissedebilmek için kullanır. . Bağımlılık bu şekilde oluşur .

Bağımlılıktan nasıl kurtulunur?
Bağımlı olduktan sonra kurtulmak o kadar kolay gerçekleşmez . Bunun için kişinin tıbbi ve psikolojik yardıma ihtiyacı vardır.

Her iki madde alışkanlığının tedavisinde kullanılan yöntemler:
İlaç tedavisi
Bilişsel-davranışçı terapiler
Grup terapileri
Destekleyici psikoterapi
Aile terapisi

25/2/2008

6 Dakikalık Kısa Bir Uykunun Faydaları

Alman bilimadamlarının yaptığı bir araştırmaya göre, çok kısa şekerlemeler bile hafızanın tazelenmesinde büyük fayda sağlıyor.

Geçmişte yapılan birçok çalışma, hafızanın tazelenmesinde uyku düzeninin önemli rol oynadığını kanıtlamıştı. Düsseldorf Üniversitesi’nden bilmadamları da çok kısa süreli uykuların hafıza üzerindeki etkilerini ölçen bir araştırma yaptı.

New Scientist dergisinde yayımlanan araştırmada, öğrencilere ezberlemeleri için bir grup sözcük verildi. Daha sonra öğrenciler iki gruba ayrıldı ve kendilerine bir saat boş zaman tanındı. Bu süre içinde bir grubun yaklaşık altı dakika uyumasına izin verilirken, bir grup uyanık tutuldu. Bir saatlik süre sonunda yapılan hafıza testinde, şekerleme yapan grup çok daha iyi performans gösterdi.

Bazı teorilere göre hafıza derin uyku halinde tazeleniyor. Bu derin uykuya da, uykuya dalınmasından en az 20 dakika sonra geçiliyor.

Ancak araştırmayı yürüten ekibin başkanı Doktor Olaf Lahl, hafızanın tazelenmesi sürecini uykuya dalma anının tetikliyor olabileceğini kaydetti. Lahl “Bildiğimiz kadarıyla bu, çok kısa uykuların hafızayı etkin bir şekilde güçlendirdiğini gösteren ilk çalışma” dedi.

İngiltere’deki Loughborough Üniversitesi’nden Profesör Jim Horne ise araştırmayı ilginç bulmakla birlikte, sonuçlarına temkinli yaklaşmak gerektiği görüşünde. Horne “Hafızanın sadece altı dakikada yenilendiği buluşu ilginç. Ancak hafızanın yenilenmesinin uykuya dalınmasından çok daha sonra başladığı yönünde çok fazla kanıt var” dedi.


9/11/2007

Ayak Başparmağında Çıkıntı Halluks Valgus

Ayak başparmağınızın başladığı yerde (tarak kemiği ile parmağın başlağı eklemde) şişlik, çıkıntı varsa halluks valgus’unuz var demektir. Kadınların neredeyse % 40 ında bu yakınma vardır. Bu hastalıkta %70 oranında genetik bir eğilim vardır. Genetik olarak 1.-2. tarak kemikleri arasındaki açı fazla olduğunda zamanla başparmak diğer parmaklara yaklaşır ve bu keskin açılanma bir çıkıntı olarak görülür. Genetik eğilimliler dışında uzun yıllar topuklu, sivri burunlu ayakkabı giyenlerde de meydana gelebilir. Bu nedenle bu rahatsızlığı olan her 10 hastadan 9 u kadındır.

« Sonraki |

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

Son Yorumlarım

yorum
slm
karisti
cevap
tahmin
ıımmm bayıldım:)
cevaplar
e harfiyle üç meyve
tabiki
gördüm

Bağlantılarım