AMPUL!!!
Küçük hırsız El feneri, Büyük hırsız Deniz feneri kullanır.
Ancak Her ikisinin de çalışması için Ampul gerekir!"
Küçük hırsız El feneri, Büyük hırsız Deniz feneri kullanır.
Ancak Her ikisinin de çalışması için Ampul gerekir!"
İZMİRİM
Türkiye’den sıkıldığım zaman izmir’e giderim ben.
Simite gevrek
deriz biz...
Çekirdeğe çiğdem.
Kordon elektrik
aleti değildir.
Kumru da kuş değildir
bizim için...
Yengen’i yeriz.
Sen sigorta dersin...
Biz asfalya deriz.
Uzatmayız...
Gidiyom geliyom deriz.
Domates dediğin, domat işte.
Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. Bi oturuşta 60’ar 80’er midye yeriz, istifno severiz, cibez’e bayılırız; gece 3–4 gibi boyoz’a dalmazsak, kan şekerimiz düşer! Boş lafa karnımız toktur bu arada, tırışkadan teyyare gibi atasözlerimiz vardır...
*
Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha... Canı çekerse, o seni tavlar! Liseye giden kızının erkek arkadaşının olması kasmaz babaları; kendilerinin de kız arkadaşı vardı lisede... Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, İzmirli kadınlar alır kupayı... Erkekleriyle kahveye giderler çünkü... Şaşırdın di mi? Al buna da şaşır, nargile içerler... Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin... Gönül Yazar’ız, Sezen Aksu’yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina’yız... Sensin Varoş! Biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz.
*
Erkeklerimiz de fena değildir hani... Detaya girmeyeyim, Ayhan Işık, Metin Oktay, Mustafa Denizli mesela, bi fikir verir sana... Ertuğrul Özkök’ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış... Ayıptır söylemesi, Mahsun Kırmızıgül’le Alişan’ı ayırt edemeyiz biz.
*
Gülümseriz.
*
Enginarın başkentidir; İzmirlidir incir. Kazandibi hemşeri... 78 çeşit köftemiz olduğu için, McDonald’s’ın bunalıma girdiği tek şehirdir... Zeytinyağı severiz, dünyanın en boktan durumuna bile düşsek, zeytinyağı gibi üste çıkmayı daha çok severiz... Sana ne birader, keyfimizin káhyasıyız, yazlıklara gitmek için 8 şeritli otoyol yaptık; Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme, öbür tarafta Dikili, Foça, çipurayız... Pak Bahadur’u özleriz... Durup dururken faytona bineriz, bi yere gitmeyiz aslında, öööle turlarız... Hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. Mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun izmir’de.
*
Siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye Saat Kulesi’ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz, birbirine sorar saati! Rahatızdır... Çocukları Kemeraltı’da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta Kemeraltı Karakolu’ndan alırız... Ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi... Aceleye gelemeyiz! Bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 Ağustos saat 20’de tiyatro başlıyor... 20.30’da geliriz... Sanatçılar da İzmirliyse, tiyatro zaten 21’de filan başlar... Uçak 6 saat rötar yapsın, istifimizi bozmayız, bizim için ekstra bira içme vesilesidir bu... Kuyruk olmaz, çünkü kuyruk varsa, İzmirli sıkılır, gider. Pratiktir... 201 sokağı bulduysan, yanındaki 202’dir. Tek tek isim vermeye üşeniriz.
*
35’imiz var.
35 buçuğumuz da var.
34 plaka gördük mü, kapışırız... Arkadan sirenleriyle isterse Cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz.
*
Özetle, arızayız!
*
Erkek çocuklarına en çok "Efe" adı konulan şehirdir orası... Zeybek duyduğumuzda, içimiz cız eder, kalkar oynarız. Hasan Tahsin orada, Kubilay orada, Latife Hanım orada, Zübeyde Hanım bize emanet, bize... Mustafa Kemal de, ağlar kadınlarımız... Sokak sokak, bulvar bulvar, Milli Mücadele Müzesi’dir... İstanbul’daki gibi Birinci Ahmet Çeşmesi falan yoktur orada... Ankara’daki gibi Cinnah Caddesi, Arjantin Caddesi de bulamazsın pek... Recep Tayyip Erdoğan Kavşağı’nı teklif etmez hiç kimse.
*
Bakın, Tayyip Erdoğan dedim, aklıma geldi... Bugün izmir’de miting yapacakmış Başbakan.
*
Kendisine ev sahibi olarak, Ayla Dikmen’in Kordon’da üstü açık otomobille gezerken söylediği ve Türkiye’nin anca yıllar sonra keşfettiği parçasını armağan ediyorum: "Ben söylerken gülmedin mi? Falımızda ayrılık var demedim mi? Anlamazdın, anlamazdın..."
Choose the best answer
1.
a. lazy. b. generous c. stingy d. Shy
![]()
c. cancer d. Libra
a. am b. will c. was d. Are
a. interest b.persuasion c. prediction d.warning
5.
a. Kind b. funny c. Rude d. Sad
6.Topkapı and Dolmabahçe Palaces are ...................... in İstanbul
a. straits b. accommodations
c. historical places d. Transportations
7. Taxi,bus,plane,bike:.........................?
a. Transportations b.food
c. cities d. İnformation
8. Could you tell me ---------- the bank?
a. near b. ahead
c. how d. How to get to
9. You are fat. You ------------ go on a diet
a. will b. are c. shouldn’t d. Should
10. A car is ------------------ than a motobike
a. more intelligent b. more important
c. expensiver d. More expensive
11. good:------- bad:-------
a. gooder/badder b. better/worse
c. worse/better d. Gooder/better
12.
Tom’s shoes are ----------Jack’s
a. as b. differnt from
c. the same as d. Same as
a. beautifuler b. different from
c. expensive as d. The same as
14. dirty :---------- ? Thin:? --------------
a. dirtier/ thinner b. dirtyer/thiner
c.more dirty/more thin d. Dirtyr/ more thinner
15.
Beyaz’s program is a ..............
a. series b. the news c. cartoon d. Talk show
16.Lord of the Rings is ……………than Titanic.
a.more fantastic b. Funnier c.more difficult d. good
17.My computer dosen’t work.
a.would you like to buy a laptop?
b.Let’s use your computer
c.Use your digital camera
d.Why don’t you turn it off and start it again?
18.
A turtle isn’t …….. fast …….. a rabbit.
a.as……….as b. different from
c. the same as d. rather than
19.
* It is the __________ of a computer.
a. printer b. mouse c.speaker
d. monitor
20. - Tuğba: What is your sun sign?
Elif : I am a Pisces.
a.
b.
c.
d.

Gözlerin arasındaki ilişkiyi biliyor musun? Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. Buna rağmen asla birbirlerini görmezler.
Arkadaşlık bunun gibi olmalı. Arkadaşsız hayat cehennem gibidir...
arkadaşlarınızın, dostlarınızın kıymetini bilin....
Çok kişi S.O.S.'in gemimizi kurtar (Save Our Ship), ruhumuzu kurtar (Save Our Soul) veya diğer sinyalleri durdur (Stop Other Signals) kelimelerinin baş harflerinden oluştuğunu sanır. Bu bilgiler tamamıyla yanlış olup S.O.S. harfleri hiç bir kelimenin baş harfinden oluşturulmamıştır.
Tamamen telgraf zamanından kalmadır ve gemilerde de yakın zamana kadar telsiz telgraf kullanılıyordu. Bilindiği gibi telgrafta mors alfabesi denilen sistemde her harf, nokta ve çizgilerin değişik kombinasyonundan oluşuyor. Bu sinyali gönderen maniple denilen alete tek dokunuşta karşıya nokta yani 'bip', biraz daha uzunca basınca 'dııııt' sinyali gidiyordu. Gönderenler de, alanlar da mors alfabesini ezbere bildiklerinden bu 'bip' ve 'dııııt'larda hangi harfler olduğunu çözüyor ve normal yazıya dönüştürüyorlardı.
İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908'de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S. seçildi. Yani telsizde 'dııııt, dııııt, dııııt, bip, bip, bip, dııııt, dııııt, dııııt' sinyali aldığınızda hemen acil yardıma ihtiyacı olan biri olduğunu anlıyordunuz.
Filmlerde görmüşsünüzdür. Gemiler, özellikle uçaklar, tehlikeli bir durumda yardıma ihtiyaçları olduğunda 'mayday' (meydey) çağrısı yaparak durumlarını bildirirler. Bu kelime Fransızca'da bana yardım et anlamındaki m'aidez kelimesinden türetilmiştir.
Hiç dikkat ettiniz mi, filmlerde telsizle konuşan her kişinin ismi hep 'Roger' (rocır) dır. Halbuki 'roger' telsiz konuşmalarında 'anladım' anlamında kullanılır ve her iki taraf da cümlenin başında ve sonunda bu kelimeyi kullanırlar. Filmleri tercüme edenler ise bu kelimeyi bir erkek ismi sandıklarından, herkes birbirine 'Roger' diye ismen hitap ediyormuş gibi çevirirler. 
Nasıl bizde telefonda harfleri söylemek için Ankara'nın 'A'sı, Bursa'nın 'B'si denilirse Roger kelimesi de İngilizce'de 'R' harfinin tanımı için kullanılır, yani Roger'in 'R'si denilir.
R harfi ise mors alfabesinde başlangıçta 'anlama'nın kodu idi. Sonra konuşmalı iletişime geçilince 'Roger' olarak kullanılmaya başlanıldı. Filmleri tercüme edenlerin ABD bahriyesinde nasıl oluyor da bu kadar Roger bir araya geliyor diye uyanmamaları gerçekten ilginç!

Bu zaman kadar yaptığım en güzel mercimek çorbası oldu.
deneye deneye en uygun malzemeleri, ve ölçüleri buldum.
Yalnız tam fotoğrafını çekecekken makinemin azizliğine uğradım, tarifi de biran önce yazmak istediğimden bulduğum (bana ait olmayan) bu fotoyu eklemek zorunda kaldım. tam lokanta takımı:))
Gelelim malzemelerimize;
1 su bardağı kırmızı mercimek
1 küçük havuç
1 küçük patates
1 orta boy soğan
1 yemek kaşığı domates salçası
nane
soğanı küçük küçük doğruyoruz, patates ve havucu rendeliyoruz, mercimekleri yıkayıp ayıklıyoruz. tencereye havuç,patates, mercimek, soğan, salça ve tuzu katıp
7 bardak suyla bir güzel kaynatıyoruz, fokurdayınca altını kısıp pişmeye bırakıyoruz. mercimekler iyice eriyince (yaklaşık 40-45 dk sürüyor). çorbayı blendırdan geçiriyoruz. ben hemen tenceredeyken ocağı kapatıp blendırı çalıştırıyorum. son olarak ayrı bir tavada yağ ile (tereyağı da olabilir sıvı yağda) naneyi kızdırıp çorbamızın üzerine döküyoruz.
Çok leziz oluyor
afiyet olsun
Amerika eski Cumhurbaşkanlarından Abraham LİNKOLN, 14 Nisan 1865 yılının gecesinde şu rüyayı görmüştür.

O'nun kıymetini ,
Ata'mızın kıymetini görmezden gelip, bu topraklar üzerinde yaşayan, nefes alan nankör insanlara...
insanları ikiye ayırıp atatürkçüler yani ''dinsizler'' ve atatürkü sevmeyenler yani ''dindarlar'' olarak kategorize eden ve halkı yanlış yönlendiren örümcek beyinlilere....
''müslümanlık'' ve ''laiklik'' kavramlarını birbirine karıştıranlara...
''dini'' kullanarak insanların duygularını su istimal edenlere....
''dindarım'' çerçevesi altında yaşayan ''dinsizlere''....
''O Dinsizdir'' karalamasını atıp; ''ben dindarım,müslümanlığın şartlarını yerine getiririm'' diyen ama dindeki ''iftira atmanın'' ne derece günah olduğunu bilmeyenlere....
Halkın en zayıf noktası olan 'din' kavramını farklı amaçlar için kullananlara...
ATA'M! BİLİYORUM KEMİKLERİNİ SIZLATIYORLAR,
KAPKARA BİR NESİL YETİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR...
BEN EĞİTİM NEFERLERİNDEN SADECE BİRİYİM
AMA BİZLERE SÖYLEDİĞİN SÖZ BENİM IŞIĞIM
''ÖĞRETMENLER! YENİ NESİL SİZLERİN ESERİ OLACAKTIR!!''
Yine Yürüyüşe çıktığım bir gün, yolumun üzerine çıkan bir evcil hayvan dükkanına girdim. Ve bu balık kardeşle tanıştık:)
İşte bu yüzden olabildiğince farklı ve daha önce hiç gitmediğim sokaklarda yürümeyi çok severim. Yeni yerler keşfetmek, yeni yüzler görmek...
Böyle, süprizlere açık olduğum bir günde ; bu dükkan yolumun üzerine çıkıverdi.E tabi hemen giriverdim, bir hayvan dostu olarak hiç kaçırır mıyım!
Bu balık japon balığına benziyor ama farklı bir türü. En büyük özelliği ise dudakları diğer bir değişiyle ağzı.
ağzı kalp şeklinde olan tek balık buymuş. Kendisi tam fotoğrafını çekerken bana öpücük vermeyle meşgul olduğu için kalbin şekli biraz yamulmuş
Ve ağız hep bu şekilde ''333'' modunda duruyor.
adete; '' Immm Şeyyy dudaklarıma yeni silikon yaptırdım da kapanmıyor'' der gibi
ama gerçekten de öyle değil mi???